Hikâye odur ki, Prometheus insanı ilk gördüğünde onu eksik bulur.
Gücü yoktur, pençesi yoktur, karanlıktan korkar.
Tanrılar için bu bir kusur değil, düzendir.
Prometheus ise başka türlü düşünür.
İnsanın zayıf değil, henüz tamamlanmamış olduğuna inanır.
Ve Olimpos’ta saklanan ateşi çalmaya karar verir. 3/
Ateş yalnızca alev değildir.
Ateş; demiri eğmek, geceyi aydınlatmak, düşünceyi hızlandırmaktır.
Yani teknoloji. Yani uygarlık.
Zeus’un öfkesi bundandır.
Çünkü ateş verilirse, insan soru sormaya başlar.
Soru soran varlık ise artık kolay yönetilmez. Prometheus bir dağa zincirlenir.
Her gün bir kartal gelir, karaciğerini parçalar.
Gece olunca yaralar kapanır. Ceza yeniden başlar.
Bu ceza tesadüf değildir.
Bilgi alan insan gibi:
Geri dönüş yoktur, yük kalıcıdır. Mitlerin fısıldadığı şey şudur:
Bilgi insanı özgürleştirir.
Ama bedelsiz değil.
Bugün ateşin adı değişti.
Nükleer enerji oldu.
Genetik kod oldu.
Yapay zekâ oldu.
Belki de modern bilim,
zincirlerini kendisi döven
yeni bir Prometheus’tur.
Sevgiyle…
Jan 11, 2026 20:00